Background Image

KİTLE İLETİŞİM KURAMLARI - 5. KİTLE İLETİŞİM KURAMLARINDA SOSYO-PSİKOLOJİK VE TOPLUMSAL YAKLAŞIMLAR

08.04.2017

KİTLE İLETİŞİM KURAMLARI - 5. KİTLE İLETİŞİM KURAMLARINDA SOSYO-PSİKOLOJİK VE TOPLUMSAL YAKLAŞIMLAR


Dersin vize-final sınavlarına hazırlanmamın yanı sıra, birikimlerim ve öngörülerim odağında notları yorumlayarak konunun takipçilerine kişisel web sitem üzerinden paylaşıyorum.

5.1. Tutumlar

   Tutumla ilgili kavramsal çerçeveyi oluşturabilmek için örnekleyerek hareket etmekteyarar vardır. Bu örneklemede bazı sorular üzerinden giderek durumu açıklamak dahaaçıklanabilir bir kavramsal tablo ortaya çıkaracaktır.

   Mehmet CHP'ye oy verirken kardeşi Gül neden AKP'ye oy vermektedir'

   Sevgi, hayatında hiç Araplarla karşılaşmamasına karşın, nedense Arapları sevmez, buna karşılık Pakistanlı ile de karşılaşmamasına karşın Pakistanlıları sever. Bu sevme sevmeme durumu nasıl ortaya çıkmıştır'

   Sürekli aynı telefon operatörünü kullanan Selim, diğer operatörün reklamında yer alan ünlüye özenerek başka bir operatöre geçmiş ve önceki operatöründen daha iyi olduğuna inanmıştır.

   Sürekli Renault ve Tofaş arasında tercih edemeyen Osman, karar verdiği otomobili satın aldıktan sonra onun diğerine göre çok daha iyi olduğuna kesinlikle kanaat getirir.

   Yukarıdaki örneklerde tutumlardan sözedilirken, tutumun davranışa dönüşmesiyönünde de örnekler verilmiştir. Bu örneklerden yola çıkarak tutumla ilgili genel birtanımlama yapmak gerekirse, 'tutum bir bireye atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgilidüşünce, duygu ve davranışlarını düzenli bir biçimde oluşturan bir eğilimdir. Tutumgözlenebilir bir özellik değildir. Gözlenebilir özelliği olmamakla birlikte, bireyin gözlenebilendavranışlarından ötürü varsayılan ve o bireye atfedilen bir eğilim olarak karşımızaçıkmaktadır. Örneğin gereksinimi olmasına karşın eşinin ve kızının çalışmasına izin vermeyenerkek, bu davranışından ötürü 'kadınların çalışmasına' yönelik olumsuz bir tutum sahipolduğu ya da genel olarak tutucu bir tutuma sahip olduğu kararı verilebilir.12 Bu noktada'tutuculuk' gözle görülmez, ancak bir 'tutum'dur. Gözle görülebilen bir davranışa yolaçmasından ötürü bir tutum olarak varlığı ileri sürülebilir. Şemasal olarak ifade etmekgerekirse:

   Tutumun tanımlanmasında kullanılan ve açıklanması gereken bir kavram da'psikolojik obje'dir. Psikolojik obje, birey için anlam taşıyan ve bireyin farkında olduğu birobjedir. Örnek vermek gerekirse, Ahmet'in üzerinde çalıştığı masa, hiçbir özelliği olmayan,sıradan bir objedir. Ahmet hatta çalışırken masayı farkında bile değildir. Öte taraftanMehmet'in çalıştığı masa, babasından yadigârdır. Mehmet için anlamlıdır. Özenle saklar,korur, zaman zaman cilasını yeniler. Dolayısıyla Mehmet masasına karşı olumlu tutumgeliştirmiş ve o masa onun için bir psikolojik objedir. Ahmet'in masası ise bir psikolojik objedeğildir. Bu örnek üzerinde denilebilir ki, herhangi bir şey bir birey için bir tutum objesiolduğu halde, başka birey için olmayabilir.(13)

   Öte taraftan tutumu tanımlayan isimlerden biri de Allport'tur. Allport' göre tutum:'bireyin bütün nesnelerle karşı göstereceği tepkiler ve durumlar üzerinde yönlendirici veyaetkin bir güç oluşturan ve deneyimlerle örgütlenen, ussal ve sinirsel bir davranışta bulunmayahazır olma halidir.'(14) Tutum, deneyimlerin bir ürünü olarak ortaya çıkar, ancak kendindensonraki deneyimler için de yönlendirici bir etken niteliğine sahiptir. Tutumlar dinamiktir vebireyi örgütlendikleri nesnelerin aranması yönünde harekete geçirirler.(15)Bireydeki tutumların belirleniş biçimi üzerine yapılan yorumlara göre, bireyin bilgisi,grup ilgileri ve kişilik yapısı bireyin tutumlarında etken olan unsurlardır. Nitekim Allport'untutumların kaynağına ilişkin biçimlendirdiği koşullar şöyledir:

   1. Aynı tipten deneyimlerin artması sonucu insanda o konu ile ilgili tutumlar oluşur.

   2. Birinci koşulla biriken deney, bireyselleşme, farklılaşma ve ayrılma sayesindedesteklenir. Tutum özelleşir ve belli bir tutum benzerlerinden ayrılır.

   3. Kuvvetli bir etkileyici veya dramatik bir deneyin meydana gelmse bir tutumunkaynağı olabilir. (Örnek: Herhangi etnik bir yapıdan nefret eden biri, o etnik yapıdan birininhayatını kurtarması durumunda, o etnik yapıya ilişkin olumlu tutum geliştirme olasılığısözkonusudur.)

   4. Tutumlar ana babayı, öğretmenleri, arkadaşları ve benzerlerini taklit yolu ile yanihazır olarak elde edilir.

5.2. Tutumların Boyutları

   Tutum araştırmaları doğaldır ki, bir soyutlamayı analiz eder. Dolayısıyla tutumaraştırmaları, insanların tutumları hakkında somut ve elle tutulur sonuçlar doğurmaz.(16) Oysakanaatler için somut, elle tutulur sonuçlar ortaya koymak olasıdır. Tutum araştırmalarınailişkin şu değerlendirmeye yer vermek, tutum araştırmalarına ilişkin genel çerçeveyi vetanımlamayı netleştireceği söylenebilir. 'Tutumlarla ilgili olarak bir izafet çerçevesininvarlığını tanısak ve tutumların güdüsel ve algısal özellikleri üzerinde önemle dursak bile, tamve tarihsel tablolarını canlandırmamız güçtür. Tutumlar üzerinde inceleme yapacak olanlarınumut edebilecekleri en büyük başarı, süreci analiz etmek ve tutum fonksiyonunun dinamiğinitarif edip, anlatabilmektir. Bunun için, ya tutumların değişmeleri üzerinde incelemedebulunabilir, ya da tutumlarda meydana gelecek olan değişme ve farklılıkların diğer olgularanasıl etki edecekleri üzerinde durabiliriz. İnsanların tutumları hakkında yapılacak hiçbiristatistik hesaplama, özetleme bir anlam taşımayacaktır.'(17) Bu tespitle birlikte yapılacakaraştırmaların sorgulayacağı konular ise şu dört başlık altında toplanmıştır:

   1. Yön

   2. Derece

   3. Yoğunluk

   4. Köklülük

   1. Yön: Bir tutum boyutu olarak en kolay belirlenecek olan tutum boyutu yöndür.Tutumun bu boyutu sorgulanırken ilk aşamada araştırılması gereken bireyin belli birtoplumsal uyarıya, kişiye, gruba, etkinliğe, sürece veya kuruma karşı mı, taraftar mı'Tutumun yönü bireyin yönelmelerinde söz konusu olabilecek bu tür değerlendirmelerleilgilidir. (Örnek: Hissi anlamı olumlu mu olumsuz mu' Bireyin hoşuna gidiyor mu, gitmiyormu' Bireyin güdüleri, bireyi bu yargıyı destekleyici ve devam ettirici yönde davranışlardabulunmaya itici şekilde mi; yoksa birey, bu uyarıyı reddetmesine, karşı koymasına, tel'inetmesine yol açacak davranışlara itecek güdülere mi sahip') Yönün belirlenmesi kolayolmakla birlikte kimi belirsiz durumları ve zorlukları da içerdiğini belirtmek gerekir. Örneğinherkes günaha karşı, sevaba taraftardır. Ancak, herkesin sevaptan, günahtan anladığı şeyler farklıdır. Yine bir başka örnek de kadınların işe girmesini doğru bulmayan birine doğrudan'anti-feminist' demek mümkün müdür' Bu söylemin arkasında başka gerçeklerin vegerekçelerin varlığı bu tezi çürütecek sonuçlar doğurabilir.

   Tutum konusunda inceleme yapacakların dikkat etmesi gereken şey, yönle ilgilideğerlendirmelerin kaynağının kişisel değerlere mi, bireyin hissi sisteminin dinamiğininobjektif bir sunumuna mı dayandığını tespit etmelidir. Tutumun yönünü belli sosyaldeğerlerle tanımlamak amaçlar doğrultusunda olumlu sonuçlar doğurabilir. Doğrukonumlandırmama, konuyla ilgili psikolojik karakteristiklerin ortaya çıkmasına engel birdurum yaratmaktadır.

   2. Derece: Belli bir sosyal uyarıya karşı iki kişi olumsuz, hasmane tutumlara sahipolabilir. Bir başka deyişle her ikisi de aynı yönde tutuma sahip olabilir. Ancak bunlardanbirisi şiddetli bir 'antagonism' içindeyken, ikincisi hafif bir karşıtlık duyabilir. Gerek yöndeve gerekse derecede karşılaşılabilecek 'varriation' çoğunlukla tek bir soruda incelenmektedir.(Örnek: Askerde olan birine yöneltilen bir soruda, 'terhis olduktan sonra, orduya karşıtutumunun lehte mi, aleyhte mi olacağını' tahmin etmesi sorulduğunda yanıtlar şöylesıralanabilir:

   Çok lehte

   Oldukça lehte

   Şöyle-böyle

   Oldukça aleyhte

   Çok aleyhte

   Görüldüğü üzere burada tutuma ilişkin bir derecelendirme yapılmış ve yanıtlayacakaskerin bu sonuçlardan birisini, daha doğrusu kendine uygun olanı seçmesi konusundaistemde bulunmuştur.)

   Bu derecelendirmeye ilişkin bir başka örneği de şöyle aktarmak olasıdır:'Dinsel kurallar hayatımın rehberidir'

   'Dinsel kurallar rehberdir, ancak cemaatçi baskılarından bıktım.' biçiminde iki yanıtdüzenlenmesi durumunda deneğin seçeceği yanıt, hangisini daha dindar olduğu konusundayorum yapılmasına olanak tanıyacaktır. Yukarıdaki önermelere bakıldığında denilebilir ki, ilkifadeye sahip olan birey daha dindar biridir. Dolayısıyla burada da bir derecelendirmeyi,karşılaştırma yapmaya olanak tanıyacak bir sonuca ulaşmanın mümkün olduğu görülmektedir.Tutumun boyutları arasında yer alan yön ve derece konusunda araştırmacılarınyönelimi bu iki boyutun kombinasyonu üzerine kurgulu birtakım yöntemler geliştirme arayışıiçerisine girmişlerdir. 'Geniş miktarda deneysel 'data' üzerinde analiz yapmayı gerektiren buincelemeyi ilerletip, geliştirebilmek için, araştırma uzmanları tutumların niteliksel ifadelerini niceliksel birimlere dönüştürmek amacıyla birçok yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemler,esas olarak, bir doğrusal devamlılık çizgisi boyunca tutum 'değişkelerini' tesbit etmeyedayanan yöntemlerdir.'(18) Bu çalışmalar sonrasında oluşturulan tutum ölçekleri aşağıdakibiçimde sıralanmıştır:

   1. L.L. Thurstone'un geliştirdiği 'Eşit Görünen Aralıklar' yöntemi.

   2. R. Likert'in geliştirdiği 'Toplam Değerleme' (summated rating) yöntemi.

   3. L. Guttman'ın geliştirdiği 'Ölçek Analizi' (scale analysis) yöntemi.

   4. A.L. Edward ve F.P. Kilpatrick'in geliştirdiği 'Ölçek Farklılaştırması' yöntemi

   Bu yöntemlerden ilk ikisi uzunca bir süre kullanım olanağı bulmuştur. Öte taraftan 3.Yöntem olan 'Ölçek Analizi', II. Dünya Savaşındaki ortu araştırma programında tabikatakonulmuştur. Bu ders kapsamında yöntemsel olarak anılan araştırma biçimlerinin ayrıntılarınagirilmeyecektir. Ancak sözkonusu tutum ölçüm yöntemleri hakkında en azından adlarınınneler olduğu konusunda bilgilendirme yararlı olacaktır.

   Amerikan sosyal psikolojisinin temel taşı olarak nitelenen 'tutum' kavramı, yukarıdaanıldığı üzere geliştirilen bir dizi ölçekle ölçümlenmeye çalışılmaktadır. 'İnançsal (bilişsel),tutumlar (duygusal) ve davranışlar arasında ilişki modelleri geliştirilmiş, her birinigücünün' niceliksel karşılığı bulunmaya çalışılmıştır. Bu ölçümlerden birine örnek vermekgerekirse, bir sonucun gerçekleşmesi olasılığı, bireyin o soncun gerçekleşmesine ilişkinduygusunun olumluluk ya da olumsuzluk derecesi çarpıldıktan sonra, elde edilmektedir.(19)

   Fishbein ve Ajzen, 'Mantıksal (Ussal) Eylem Kuramı' olarak tanımladıkları inanç, tutum,davranış arasındaki ilişki modelini şöyle formüle etmişlerdir:

   T='bi.ei

   T: Belli bir nesne ya da davranışa ilişkin bireyin tutumu.

   bi: Her 'bi' sözkonusu nesne ya da davranışa ilişkin inanç.

   ei: Bireyin o inanca yönelik verdiği olumlu ya da olumsuz değer.

   Her bi ve ei çarpımı davranışa ilişkin tutumun şiddetini belirler.

   Örneklemek gerekirse, bir seçmenin iktidar partisine karşılık, ana muhalefet partisineoy veren bir seçmen;

   Vergilerin arttırılmasının adaletsizliğini

   Eğitime daha fazla para ayrılmasını,

   Kamu personeli harcamalarının kısılmasını; düşünebilir

   Bu üç inanç, bireyin bu inançlara verdiği değerle çarpılır.

   Seçmen vergilerin arttırılmasını istememektedir-Anamuhalefet partisi de istememektedir. (OLUMLU)

   Seçmen kamu personeli harcamalarına karşıdır. ' Anamuhalefet partisi de karşıdır. (OLUMLU)

   Seçmen eğitime daha fazla pay ayrılmasını istemektedir. 'Anamuhalefet partisi de istemektedir. (OLUMLU)

   Seçmenden sayısal bir örnek için 0 ile 1 arasında bölümlenmiş bir ölçek üzerinde vergilerin artırılması ile ilgili aşağıdaki inançlara ne derece katıldığı sorulur.

   Yukarıdaki işlemlere göre seçmen için yapılacak yorum: Seçmen vergilerinartırılmasın istememekte, bunun getireceği sosyal sonuçları olumsuz olarakdeğerlendirmektedir. Bu olumsuzluğun değeri de oldukça yüksektir. Bu nedenle anamuhalefetpartisine olumlu yaklaşmaktadır. Bu matematiksel hesaplama kişilerin tutumlarının vekanaatlerinin ölçümlenmesinde kullanılmakta, bu yöntemlerin daha karmaşık tutum veinançların ölçümlenmesinde kullanıldığı da bilinmektedir.

   3. Yoğunluk:

   Yoğunluk, belli bir tutuma sahip olan bireyin bu tutuma inanmışlığı, bağlanmışlığıanlamına gelmektedir.(20) Yoğunluk tutumu, tutumun derece boyutuyla ilgili bir durumdur,ancak aynısı değildir. Bir başka deyişle aynı tutuma sahip iki birey, farklı yoğunlukla sahipolabilirler. Yine iki bireyin aynı kanaate sahip olmaları mümkün olabilir, ancak farklıyoğunluklara sahip olmaları olasıdır.Genel olarak denilebilir ki, bir tutumun derecesindeki değişmelerle, yoğunluğuarasındaki değişmeler arasında bir korelasyon vardır. Herhangi bir tutum derecesinde, eğerbireyin tutumunu oldukça anlayacak duruma gelinmişse, o bireyin tutumunun en yoğunluktaolduğunu da tespit etmek olasıdır. Bu durum özellikle bireyin davranışını önceden kestirmekveya davranışı kontrol etmek amacıyla yapılan incelemeler için önem taşımaktadır.

   4. Köklülük: 'Tutum incelemelerindeki köklülük boyutu, yanıtlayıcılarıntutumlarının kristalleştiği, belli bir pozisyon hakkında objektif bir endeks tespit etmek içingirişilmiş bir teşebbüsü temsil eder. İncelenen tutum, nisbeten, merkezi bir tutum mudur'Yoksa afaki bir tutum mudur'...

   Köklülük genellikle standartlaştırılmış, gerçek bir yapıda kurulmuş durumlar içindeincelenir. Bu konumun özelliği, belli bir konun (tutum değer) denek taraftarından anında vekendiliğinden işin içine katılıvermesine uygun bir yapıda olmasıdır. '(21)

5.3. Tutum Değişimi

   Tutum değişimi ikna-uyum süreçlerini içeren bir durumdur ve iki türlü değişimsergilerler.

   1. Aynı Yönlü Değişme: Belli bir konu ile ilgili olumlu veya olumsuz tutumunşiddetini değiştirmektir. Örneğin belli bir ürünün tüketilmesine ilişkin olumlu bir tutumundaha olumlu, olumsuz bir tutumun daha olumsuz hale gelmesi.

   2. Ters Yönlü Değişme: Belli bir konu ile ilgili olumlu bir tutumun olumsuz,olumsuz bir tutumun olumlu hale gelmesi.

   Tutum değişimiyle ilgili denilebilir ki, aynı yönlü değişim ters yönlü değişime göredaha kolay gerçekleşir. Tutumların değişiminin bağlı olduğu unsurlar da:

   Tutum sisteminin özelliklerine

   Bireyin kişiliğine

   Grup ilgilerine bağlıdır.(22)

5.4. Grup Bağlamında Birey ve Tutumlar

   Tutumların önemli kaynağının, bireyin içinde bulunduğu gurupla ilintili olduğu ilerisürülmektedir. Bireyin tutumlarının, grubun değerlerini, inançlarını, kurallarını yansıtmaeğilim içerisinde olduğu söylenebilir. Yine bir başka vurgulanması gereken nokta da bireyintutumunu koruması, devamlılığını sağlaması, bireyle aynı yönde düşünen diğer üyelerin ya dakişilerin desteğiyle mümkündür.

   Bireyin toplumsallaşma süreci iki başlık altında tanımlanmaktadır. Toplumsallaşmasürecinin ilk dönemlerinde bireyin içinde bulunduğu gruplara birincil grup (doğal grup)denir. Bir başka deyişle, aile, yaş ve cinsiyet grubu gibi bireyin iradesi dışında üye olduğugruplara birincil grup denir.

   Toplumsallaşmanın ileri aşamalarında belirli amaçlar doğrultusunda toplumun isteğinebağlı olarak niteliklerin farklılaştığı gruplara da ikincil grup (kazanılmış grup) denir. Üçüncübir grup tanımlaması vardır ki, bu gruba 'referans grupları' adı verilmektedir. Bu grubunbirey için anlamı, kişinin özdeşlemesi, değer yargılarını benimsemesi, davranışlarını model almasıdır. Grubun birey üzerindeki etkisi de sorgulanan durumlardan biridir. Normatif etki,tutum değiştirme etkisi, verimliliğe etki grup-birey ilişkisinin temel sorgu alanları arasındadır.

-----------------------------------------------------------------------------------
- Öğrenimini gördüğüm; İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Lisans Tamamlama Programı,Kitle İletişim Kuramları dersi,Doç. Dr. Veli POLAT ders notlarıdır. (Dersin vize-final sınavlarına hazırlanmamın yanı sıra, birikimlerim ve öngörülerim odağında notları yorumlayarak konunun takipçilerine kişisel web sitem üzerinden paylaşıyorum. Orijinal notta geçen kaynaklar "(sayı)" işaretiyle, değerlendirmelerim "-yazı-" işaretiyle, önemli bulduğum yerle "kalın punto" ile tarafımdan belirtilmiştir. Web site içeriklerim içerisinde herhangi bir telif ihlali oluşturan içerik bulunuyorsa, seckinsefadurasi@gmail.com iletişim adresime yapacağınız bildirim sonucunda, eğer içerik telif ihlali oluşturuyorsa 7 gün içerisinde içeriği erişime kapatacak, veri alanlarımdan sileceğim.)
(12) Çiğdem KAĞITÇIBAŞI, İnsan ve İnsanlar, Evrim Basım Yayın Dağıtım, İstanbul-1996, S. 84.(13) A.g.y., S. 85.(14) Şermin TEKİNALP, Ruhdan UZUN, İletişim Araştırmaları ve Kuramları, Derin Yayınları, İstanbul-2004, S. 78.(15) A.g.y., S. 78.(16) Ünsal Oskay, Kitle Haberleşmesi Teorilerine Giriş, Der Kitabevi, İstanbul-1992, S. 27.(17) A.g.y., S. 27.(18) Ünsal Oskay, Kitle Haberleşmesi Teorilerine Giriş, Der Kitabevi, İstanbul-1992, S. 30.(19) Şermin TEKİNALP, Ruhdan UZUN, İletişim Araştırmaları ve Kuramları, Derin Yayınları, İstanbul-2004, S. 82.(20) Ünsal Oskay, Kitle Haberleşmesi Teorilerine Giriş, Der Kitabevi, İstanbul-1992, S., S. 35.(21) Ünsal Oskay, Kitle Haberleşmesi Teorilerine Giriş, Der Kitabevi, İstanbul-1992, S. 39..(22) Şermin TEKİNALP, Ruhdan UZUN, İletişim Araştırmaları ve Kuramları, Derin Yayınları, İstanbul-2004, S. 79.


Yorumlar